DOĞU TABLETLERİ- Dördüncü Tablet, Selâm

DOĞU TABLETLERİ Dördüncü Tablet, Selâm Arıt beni, bağışla beni, yıka Fırat’ın suyunda, Yüreğim, göğsümde akan ırmak olsun sana. Tülbente damlayan kan, vurunca iki kutba, Kardeşliğimizin adını yazdı safir taşına. En tatlı günlerin evinde beraber büyüdük, Çünkü sevginindik biz, selâmın* ve aşkındık. Kapılarımızın üstüne kazılı kartal başları da, Alışık olduğumuzu anlatır, kıskanç bakışlara. Yiğitiz, ama övünmeyiz […]

Continue Reading

DOĞU TABLETLERİ- Altıncı Tablet, Neft

DOĞU TABLETLERİ Altıncı Tablet, Neft Burada, doğan gün şiddet sunar, çeşmi bülbülle. Yedi kat yerin dibinde ülkenin kanı kıvrılırken, Burada akar, yedi kat yerin üstünde havalar, ağır. Karanlıkta ışıldar asitli cesetler, nefer nefer. Burada, yerin altında sıkışmış yağ ırmakları, neft! Hurma ve çocuk ve kadın ve adam ve tef, Kanları uyur ezeli halkın, ezeli doğanın, […]

Continue Reading

DOĞU TABLETLERİ- On Birinci Tablet, Mevlâna

DOĞU TABLETLERİ On Birinci Tablet, Mevlâna Bir de bizden dinle meseli! Ey sultanı kelâmül kerem, Altın sırmalı değil, kara urganda nefsimiz ezeli. Durma dön! Dön ki sönsün mum, yansın âlemül umum, Dön, bir daha dön, dünyayı uşşak bir kaametle, Karahöyük’ten Konya’ya yuvarlanan başlar sana bakar. Feleğin tezgahındaTürkmen teni, top top tülbent. Haydi, dola sarığını şekerâvizle* […]

Continue Reading

DOĞU TABLETLERİ- İkinci Tablet, Leylâ

DOĞU TABLETLERİ İkinci Tablet, Leylâ Eski havaları söyler ana, odaları dolanır da, Benlerini arar ellerim dolunayın yanağında. Babil Kulesi’nin yıldızlarını da vurdular demin, Meğer gözlerinmiş Leylâ, içi bal dolu gözlerin. Boş bahçelerde rüzgar, Leylâ Leylâ, diye ağlar, Uzak yollarda rüzgar Leylâ şarkısını söyler. Diyorlar, bir mektup yaz Esenlik Evi’nin kızına, Diyorum, baksanıza, kapatmış kapısını, penceresini. […]

Continue Reading

DOĞU TABLETLERİ- Yirmi Dokuzuncu Tablet, Kemik

DOĞU TABLETLERİ Yirmi Dokuzuncu Tablet, Kemik Anımsar mısın beni, gün tepeden aşınca? Seni düşünüyorum yüzün yüzümden uzaklaşınca. Anımsar mısın beni, benim göğüs tahtamı, Işığı gizlenmiş, yere gömülmüş o sakin kemiği? Seni duyuyor bugün, akan kanı da duyuyor. Seni düşünüyor burada, bozkırın soğuk karnında, Senin ayakta duruşunu görüyor, senin yürüyüşünü de. Yıldızlar, ay ve hiç batmayan […]

Continue Reading

DOĞU TABLETLERİ- Yirminci Tablet, Karızcı

DOĞU TABLETLERİ Yirminci Tablet, Karızcı Üzüm tanesi gibi damlayan yıllar buhar oldu Ot bitmez çölde hep yenildik, bağrımız har oldu Yık, dedi narı cehennemi kamutay, gök humar oldu! Tanrıdağı sarı çiçek açtığında, işe koyulduk o gün. İlk kazmayı vurduğumda, Turfan titredi o gün. Akşam kavuştuğunda elimi kanatıyordu çıkrığın ipi, Bugün yaşım kaçı aştı, ömrüm nereye […]

Continue Reading

37. Tablet, Kaman

DOĞU TABLETLERİ Otuz Yedinci Tablet, Kaman Herkes bilir göğün yerini, bozkırın yollarını da. Yatağından doğrul, başını dik tut, ayaklannı kurt. Omuz salla, omuz titret, kanat ger, yeter. Kollar yanlarda rahat, başını göğe doğru at, Zilleri vur, iki adım sağa, sonra sola geç, Darbuka er geç ileri çık ki, yürek fitili alev alsın. Ey duyuş gitme, […]

Continue Reading

DOĞU TABLETLERİ- Sekizinci Tablet, İşgal

DOĞU TABLETLERİ Sekizinci Tablet, İşgal Evi kuşatıp, bahçeye adamlarını dikiyorlar, Lağım faresi gibi doluyorlar odalara… Banyo kapısını açıp küvetin deliğine giriyorlar, Dilimizi biliyorlar, fısıltılarını duyuyorum, Mutfak dolabına gizlenen böceklerdir onlar. Televizyonun ayarlarını bozuyorlar. Seslerini duyuyorum, kıkırdaşmaları bitmiyor. Teneke kutularda insan eti yiyorlar, Beni gösterip gülüşüyorlar, flaş patlatıyorlar. Elimi uzatsam, uzatamıyorum, Kalkayım desem kalkamıyorum… Gözlerim kamaşıyor, […]

Continue Reading

DOĞU TABLETLERİ- Elli Birinci Tablet, İpek

DOĞU TABLETLERİ Elli Birinci Tablet, İpek Turfan ile Kaşgar’ın arası, ceketini yere ser, Gelir rüyamızın görkemi, Tebriz’den geçer. Bedenin gördüğü düş gibi derindi nefes, İksian’da toplanan canfes, varırdı tunç kapılara, İncecik ses teli titrerdi sevgiliye şükrandan. Tül gibi dökülsün sura üflenen misk, sessizce, İpek hattında kalkan kılınç, inerdi yüz gün zarfında. Göğün geceliği zar gibi […]

Continue Reading

FİLİSTİN AĞITLARI- Yirmi Sekizinci Ağıt, Şair Tufanı

  FİLİSTİN AĞITLARI   Yirmi Sekizinci Ağıt, Şair Tufanı (Gazze semalarında kırk fedai uçurtma, içli bir Arap ilahisiyle süzülerek füzelerin önüne çıkar… Filistin bebeklerinin çıplak bedenleri yaralarıyla yükselirken, direniş davulları gürlemeye başlar.) Ey ulu ruhlu şair kardeşim benim, yüreğim yanıyor, Öyle bir yangın ki bu, yandıkça yeşertiyor çöl kumunu. Birden yel esip harlıyor can ocağını, […]

Continue Reading