YÜKÜMLÜ HÜKÜMLER
Yükselen Asya’da
Vatan Savunması
Hükümleri
I
Dünyanın gelişatını görmüyor musunuz, bu ne gidiş?
Birleştire bütünleştire, yol alıyor mazlum millet kervanları,
Kervan kıran emperyalizm eşkıyası silah dağıtıyor,
Yol kesen eşkıya, söz kesip kervan bozuyor, akıl tozuyor.
İnsanlık kardeşliğe, birliğe, evrensel yeryüzüne yürüyor:
Bunlar Dört Kitabın vaaz ettiğidir, bilim dersinin öğrettiğidir,
Meclislere giriyor, kentlere Pentagon mağaraları oyuyorlar:
Buraya kadar! Yükselen Asya Yasaları ihanete el koyuyor!
II
Ölüm laboratuvarları, ileri soykırım akademi kürsüleri,
Rockefeller kefereleri sitelerini hayat meydanlarına kurmuş.
Sömürünün gaddarı deneniyor, çökertmek için insanlığı.
Türk’e, Farsa’e bir pay yok burada can kardeşe hayat yok.
Biz kukla değiliz, aklımız, destanlarımız, türkülerimiz çağlar,
Amerikan torbasında küresel silahlar var, büyük yıkım var.
Onlar parlayan yıldıza, yüzen balığa, süt kuzusuna düşmandır:
Buraya kadar! Yükselen Asya Kahramanları işbaşı yapıyor.
III
İyi eğitimli esaret fakülteleri, köle üretimi dersleri veriyor,
Modern sömürgen yeni kan emme yöntemleri geliştiriyor,
Kervan Kürt’ün, Arap’ın onuruyla, umuduyla yüklü,
Kansaslı dijital sıçanlar kültür ambarlarımızı çökertiyor…
Birlikte koruyoruz ekmeğimizi, kendi özgürlük gülümüzü.
Varlığımız birdir, et ile kemik gibi diridir yazgıdaşlık,
“Tımayi bırakuje!” demiş bilge Anadolu emekçilerimiz.
Tamah kardeş öldürendir, bizde hak talanı bulunmaz:
Buraya kadar! Sabır balı zehir oldu, hesap devri başlıyor!
IV
Onlar geleceği olmayanlardır, çünkü paslanmışlardır.
Demir tavında dövülmüş el birliğiyle can birliğiyle,
Vatan yaratılmıştır kızgın tarih örsünde dövüle dövüle.
Geleceği geçmişte arayanlar geri geri yürüyorlar.
Hey gidi temiz kalpli saf kardeşim, elekle su taşınır mı?
“Av bı bêjingê nayê cıvandın,” diyor acılı atalar.
Uyup Amerika’nın emirine, çekici vuruyorsun kendine,
Olur mu vatanı yeniden eritip dökmek zalim kuyusuna.
Kollarımız dünyayı kucaklayacak kutuplardan kutuplara:
Buraya kadar! Emir Haktan geldi, Asya el ele veriyor!
V
Otun, böceğin geleceği vardır, yıkıcıların yoktur,
Dağların, denizlerin bir geleceği var, bozuk aşın yok.
Balığın, uçan kuşun, doğan yıldızın geleceği vardır:
Küheylanlar ölmez, taşıyıp kurarlar geleceği yeni birlikte.
Orada her biri bir bilge mührü taşır, halkın elindedir,
Orada insan yücelir, evrensel yeryüzü kilimi dokunur.
İnsanlığın geleceğinde birlikte türkü söyleyeceğiz,
Küreselci zalimlere sığınanlar, kıyameti yaşayacaklar,
Emeğin, onurun, namusun, büyük vatanın safına gel:
Buraya kadar! Sınıfsız sömürüsüz dünyayı kuruyoruz!
VI
Kişisel hazlarının, arzularının pençesinde yaşayanlar,
Kendi yüreklerinin, hazlarının kabuğunda boğulacaklar.
Ne diyeyim can, “Agır berda kayê xwe da ber bayê.”
Samanı ateşe verdiler, ama hemen kenara çekildiler.
Bilge halk yaklaşmadı yangına, çünkü yanmayı biliyor.
Gece yarısını devirdik kardeşim, şafak attı atacak,
Cezaevleri, dağlar, mağaralar, halkımız gafletten uyanıyor.
Maskesi düştü celladın, yeni gün doğuyor kardeş:
Buraya kadar! Düşman kefensiz ihanete gömülecek!
VII
Birden neşelendi Ağrı dağı, Erciyes halaya kalktı,
Horona durdu Zigana tepeleri, eğilip doğruldu yaratan.
Saflar birbirine yaklaşıp kucaklaşıyor, düşmana inat,
Ne zincir sesleri, ne gece türküleri duyulacak tutsakların,
İnsanlık Hakları Evrensel Binasının bodrumundan çıkıyoruz.
Günışığı Kağızman’dan aşıp gözlerimize dolup taşıyor,
Kucaklaşıp barışıyor kardeşler, bağışlanıyor bağrı başlılar:
Buraya kadar! Büyük vatan yükselen Asya’dır, o kadar!

