Doğu Tabletleri- Nazım

DOĞU TABLETLERİ Seksen Üçüncü Tablet, Nâzım Yunus dedi, bölüştüm görevi ben ateşe atılanla, Dedi, kelam sende dil kardeşim, gönlüm seninledir, İyi dinleyin Türkçenin helâl söz emmiş erenini. Dediler, dök hasretlerini, deryalar taşsın hele bir. Dedim, Nazım usta, su gibi akıyor sözlerin hikmetli. Dedim, senin türkün Kerem Divanınca harlıdır. Nazım dedi: Biliyorsun, kanımdandır alevin mayası: Elbet […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- Kurt

DOĞU TABLETLERİ   Otuz Beşinci Tablet, Kurt Bozkırın aklı biz, kalbi biziz! Biz kurduz! İleri atıldık günbatımına dek ve kurduk Roma’yı. Geri çekildik, Çin Seddi’ne kadar, omuzlayıp kırdık kapıyı. Pençelerimizden boynumuza aşar dokuz iklim, Biz biliriz Asya’yı, Ön Asya’yı, dost kimdir ya düşman kim! İnci gibi yağardı kirpiklerimize kar: Biz, hep bizdik. Ama, biz değildik […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- Kudüs

Doğu Tabletleri Yüz Birinci Tablet, Kudüs (İnsanlığın birlik ve barış çağrısı Kudüs Gününe selam olsun…) Göğünal goncasıkızarınca, yeşeriryerin kelam kapısı, Namıyla yetişir, alınmıştır ibrası,ol İbrahim atadan. Başlar konuşmayaharfler,kelam-ı kadimle yükselir ateşi. Dağ taş bilir kardeş dilini, burçlar da bilir elbette, Ses görünür, heceler surete bürünür gelir, ey beşaret. Kudüs’ün kalbinde titreşir kandil, her düşenşehitle birlik. […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- Korkut Ata

DOĞU TABLETLERİ   Altmış Yedinci Tablet, Korkut Ata I Sümer’den kalkan turna, katar önüne anıları, acı tatlı, Sürer getirir kamu halka bereketi, bilgi lokmasıyla. Ne ararsan orada ara, yürür söz, yüklenir aşk yükünü, Ulaşır Korkut Ataya töz, destanla ölüp dirilen atlı. Açtım gözümü gecede, kutlu ağzını açınca sen, ey ata, De bana, nedir muradın böyle […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri, Kerbela

Doğu Tabletleri Otuz Sekizinci Tablet, Kerbelâ Ekmeğin ve suyun, ateşin ve al gülün Aşkıyla sonsuzdur insan, ölümsüzdür ölümlü. Yerlerin ve göklerin, nefsin ve nefesin, Onuruyla yeğrektir insan, bilmeyen ne bilsin. Bela rüzgârı sallar sert çadırlarımızı, Çadırlarımız sarsılır, inancımız sarsılmaz, İnancımızın direği sedir ağacındandır. Duranın ve çürüyenin, akanın ve türeyenin Zerreleri birbirinin içinde, birbirini yer, Kötü […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- Hû

Doğu Tabletleri Kırk Beşinci Tablet, Hû Omuzlarından sarstı kocasını: Hû! Hûû! Nasıl anlatacağız hikâyemizi, torunlarımıza, Sağalır mı demirden geçip saf ipeğe takılan akıl? İki talancı bekler kapıda: Ölüm ile unutmak. Uçmağa kanat açan, gözleriyle yanıtladı karısını: Unutulmaktır ölüm ve bir daha umulmamak. Bize yabandır, dedi kadın, doğmuşuz aşktan ulu. Bir kol hareketiyle demir arzu yukarı […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- İbrahim

Doğu Tabletleri Elli Altıncı Tablet – İbrahim Sıkışan ulu kan, İbrahim’le arındırdı kendi özünü, Avcıydı, koparıp alandı halkının hakkını eliyle. Ap-Ra-Kan! Hu! Ap-Ra-Kam! Ha! diye diye, Tanrıyı yere indirdi, insanı çıkardı gök katlarına, Dirilişin atası yapılan, ulu kelamın birliğiyle. Evet, söz birliği, on bin yılın getirdiği ağrılı beden, Çölün ve bozkırın, Urfa’nın ve bütün Kanan’ın, […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri, Diriliş

Doğu Tabletleri Elli Dördüncü Tablet, Diriliş Kadeh tokuşturuyor Dersaadet’te kul ile şeytan, Tokuşurken Marmara’nın dibinde eski kıtayla yeni kıta. Nasıl yardıysak demir dağı, demir yasayla, Can vermek için çıktık bu kez saadet kapısından. Çıkıp gitti boğazdan ulu hastanın son nefesi, Doldurdu Karadeniz’in akciğerlerini bin yılın bakiyesi. Fatih Camisi’nin minaresinde genç müezzin, Eli kulağında, sesi ezgin: […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri, Ata

Doğu Tabletleri Doksan Dokuzuncu Tablet, Ata Âlemin nurundan değil, kıyam eyledi yerin narından, Dünyaya iş için gelmiş, nasıl tarlasına giderse yoksul köylü. İlahi emirle değil, nasıl kasırgaya çevirirse gündoğusu, Öyle şaşırtır yedi düveli, ya istiklal ya ölüm türküsü. Kutlu ruhu değil Gökbörü’nün, anadan doğma bozkurt, Günün mecbur dirilişi neyse, yetişir gökyüzü ordusu. O geldiğinde ne […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri, Gilgameş

Doğu Tabletleri Altmışıncı Tablet, Gilgameş Evrenin mücevherinden yaratılan kimdir, Dört kitabın temelini bilgelikle derinden atan? Nasıl kurduysa Uruk surlarını en öne geçip, Sumer’in oğlu, gösterdi ölümsüzlüğün yolunu da. Kal Kam Aş! Gal Gam Eş! Dediler evvel, Bilgi ilahi güçle yoğruldu, ses yayıldı yeryüzüne. Sırlandı çileli bilgi, dokuz canı bir doğurdu: Gilgameş dediler adına, ölümsüzlüğü bulan […]

Continue Reading