Doğu Tabletleri- Şehit

Doğu Tabletleri Yirmi Birinci Tablet, Şehit (Yiğitler milletlerin rahmetidir.) Yeşil bir yağmurdur, geceleri yağar ekinlere, Sabah güneşi gibi vurur pencerelere, Ona hiç ölü diyebilir miyiz? Kolayca girer evden içeriye, oturur eski yerine: Anne, ben geldim! Anne mutfakta dalmış işine, Oğlunun sevdiği yemekleri yapıyor. Anne, ben geldim! Kalkıp geçiyor bir odadan ötekine. Dağı tırmanıp geçiyor bir […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- Tebliğ

DOĞU TABLETLERİ Kırk Birinci Tablet, Tebliğ (Yüce Türk milletinin aklına, vicdanına saygıyla sunulur.) Diyorlar: Biz hür Amerika’nın NATO putuna tapıyoruz, Diyoruz: Sizin o azgın putlarınızı yıkıp devireceğiz. Diyorlar: Bizi var edene duacıyız, yalnız ona el açar yakarırız. Diyoruz: Şeytana kapıldınız, siz ona hizmet ediyorsunuz, Bunun için o antlaşmayı boynunuzda taşıyorsunuz. Diyoruz: Size öğüt verenler hangi […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- Nazım

DOĞU TABLETLERİ Seksen Üçüncü Tablet, Nâzım Yunus dedi, bölüştüm görevi ben ateşe atılanla, Dedi, kelam sende dil kardeşim, gönlüm seninledir, İyi dinleyin Türkçenin helâl söz emmiş erenini. Dediler, dök hasretlerini, deryalar taşsın hele bir. Dedim, Nazım usta, su gibi akıyor sözlerin hikmetli. Dedim, senin türkün Kerem Divanınca harlıdır. Nazım dedi: Biliyorsun, kanımdandır alevin mayası: Elbet […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- Kurt

DOĞU TABLETLERİ   Otuz Beşinci Tablet, Kurt Bozkırın aklı biz, kalbi biziz! Biz kurduz! İleri atıldık günbatımına dek ve kurduk Roma’yı. Geri çekildik, Çin Seddi’ne kadar, omuzlayıp kırdık kapıyı. Pençelerimizden boynumuza aşar dokuz iklim, Biz biliriz Asya’yı, Ön Asya’yı, dost kimdir ya düşman kim! İnci gibi yağardı kirpiklerimize kar: Biz, hep bizdik. Ama, biz değildik […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- Kudüs

Doğu Tabletleri Yüz Birinci Tablet, Kudüs (İnsanlığın birlik ve barış çağrısı Kudüs Gününe selam olsun…) Göğünal goncasıkızarınca, yeşeriryerin kelam kapısı, Namıyla yetişir, alınmıştır ibrası,ol İbrahim atadan. Başlar konuşmayaharfler,kelam-ı kadimle yükselir ateşi. Dağ taş bilir kardeş dilini, burçlar da bilir elbette, Ses görünür, heceler surete bürünür gelir, ey beşaret. Kudüs’ün kalbinde titreşir kandil, her düşenşehitle birlik. […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- Korkut Ata

DOĞU TABLETLERİ   Altmış Yedinci Tablet, Korkut Ata I Sümer’den kalkan turna, katar önüne anıları, acı tatlı, Sürer getirir kamu halka bereketi, bilgi lokmasıyla. Ne ararsan orada ara, yürür söz, yüklenir aşk yükünü, Ulaşır Korkut Ataya töz, destanla ölüp dirilen atlı. Açtım gözümü gecede, kutlu ağzını açınca sen, ey ata, De bana, nedir muradın böyle […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri, Kerbela

Doğu Tabletleri Otuz Sekizinci Tablet, Kerbelâ Ekmeğin ve suyun, ateşin ve al gülün Aşkıyla sonsuzdur insan, ölümsüzdür ölümlü. Yerlerin ve göklerin, nefsin ve nefesin, Onuruyla yeğrektir insan, bilmeyen ne bilsin. Bela rüzgârı sallar sert çadırlarımızı, Çadırlarımız sarsılır, inancımız sarsılmaz, İnancımızın direği sedir ağacındandır. Duranın ve çürüyenin, akanın ve türeyenin Zerreleri birbirinin içinde, birbirini yer, Kötü […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- Hû

Doğu Tabletleri Kırk Beşinci Tablet, Hû Omuzlarından sarstı kocasını: Hû! Hûû! Nasıl anlatacağız hikâyemizi, torunlarımıza, Sağalır mı demirden geçip saf ipeğe takılan akıl? İki talancı bekler kapıda: Ölüm ile unutmak. Uçmağa kanat açan, gözleriyle yanıtladı karısını: Unutulmaktır ölüm ve bir daha umulmamak. Bize yabandır, dedi kadın, doğmuşuz aşktan ulu. Bir kol hareketiyle demir arzu yukarı […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri- İbrahim

Doğu Tabletleri Elli Altıncı Tablet – İbrahim Sıkışan ulu kan, İbrahim’le arındırdı kendi özünü, Avcıydı, koparıp alandı halkının hakkını eliyle. Ap-Ra-Kan! Hu! Ap-Ra-Kam! Ha! diye diye, Tanrıyı yere indirdi, insanı çıkardı gök katlarına, Dirilişin atası yapılan, ulu kelamın birliğiyle. Evet, söz birliği, on bin yılın getirdiği ağrılı beden, Çölün ve bozkırın, Urfa’nın ve bütün Kanan’ın, […]

Continue Reading

Doğu Tabletleri, Diriliş

Doğu Tabletleri Elli Dördüncü Tablet, Diriliş Kadeh tokuşturuyor Dersaadet’te kul ile şeytan, Tokuşurken Marmara’nın dibinde eski kıtayla yeni kıta. Nasıl yardıysak demir dağı, demir yasayla, Can vermek için çıktık bu kez saadet kapısından. Çıkıp gitti boğazdan ulu hastanın son nefesi, Doldurdu Karadeniz’in akciğerlerini bin yılın bakiyesi. Fatih Camisi’nin minaresinde genç müezzin, Eli kulağında, sesi ezgin: […]

Continue Reading