İSYAN MAKAMI- Hilmioğlu Fatih

  İSYAN MAKAMI Hilmioğlu Fatih Yanıyor bir daha, eski ahtin namusu, Gönül gamıyla sessiz sedasız… Kundaklanan Türkiye piyanosudur. Bir özgürlük doktoru, bir sevda kocası. Yalan döküp üstüne, zulüm çaktılar, Yanmakta olanı yakarız sandılar. Ayakta tutuşan alev yapraklı ağaç, Pürenli can, çıtırtısız çiçek açar, Orada biri var, aydınlığı yüze vuran. Orada biri var, evimize direk, Direnir […]

Continue Reading

Güneşin Oğluna selam

İSYAN MAKAMI Güneşin Oğluna Selam Toprak! Kıskanıyorum seni, Aldın yanına Chavez’i, yiğit Şavo’yu. Evleşti evren, aşk ailesi büyüdü, Nasıl büyürse karanlıkta gözbebeği. Gloria al Bravo Pueblo, “Şan olsun cesur halka” ve oğluna. Toprak! Bahtın ne kadar açık, Çektin bağrına Caracas aslanını. Öylesine arınmış gökçeden, Çocuk olgunlaştı, çeyrek günde, Arka bahçesinde Şeytanın. Çamur ve palmiye çiçekleri […]

Continue Reading

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ- Almanya’da kaybolan cenazeler

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Almanya’da kaybolan cenazeler Kapının önüne oturmuş, iç geçiriyor: Biz cenazelerimizi istiyoruz! Niçin vermiyorsunuz cenazelerimizi, Cenazeler, bizim cenazelerimiz değil mi? Duvara yaslanmış sayıklıyor: Cenazelerimiz şimdi nereye gitti? Aldınız elimizden rüzgarımızı, Yaşarken yaptıklarınız yetmedi mi? Niçin gizliyorsunuz cenazelerimizi bizden? Bizim cenazelerimizi, bize verin. Verin bizim kırmızı, pembe eriğimizi, Verin yeşil iri elmamızı, kara zeytinimizi. […]

Continue Reading

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ- Çin’in Yeni Tanrısı Li

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Çin’in Yeni Tanrısı Li Zamanı geldi… Susun! Küçük Li konuşsun. Lütfen, herkes sussun, Yeşil Fasulye konuşsun.* Söz sırası Li’de, Şimdi, bizim Li konuşacak. Şu minik Sarı Balık, Çin’in içinde Çin’den büyük. Duyuyor musunuz, Li konuşuyor. Hani şu Kırmızı Boncuk, Eski tanrıları pazara çıkaran, Putlarla ip atlayan çocuk. Yarattı kendi evini Li, Umudun […]

Continue Reading

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ- Akif’in deriye can verişi

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Akif’in deriye can verişi İşte ölümden sonra başlayan hayat, Resimlerinde, heykellerinde bizim Akif’in, İşte huruç edip ayaklanan halk: El uzatan adamlar ve masal kadınları… Yavaş yavaş diriliyor Bindallı’nın köşelerinde, Uçuyor Anka kuşu, dananın iri gözlerinde. Gemiler yelken açıyor cenge doğru, Kabaran dalgaları yarıyor kadırgalar, Bordaları kaskatı gönden, direkleri dipdiri, Rüzgar şişirmiş bütün […]

Continue Reading