Bre more, te o ka!

BOYUN EĞMEYEN ŞİİRLER Bre more, te o ka! Teoman Alili ile Hüseyin Haydar’ın 2 Aralık 2009 tarihli telefon görüşmesinin ses kaydıdır. HH: Selam Teoman… TA: Selam Abi, Makedonya’dan… HH: Seni uğurlamaya gelemedim. TA: Canın sağolsun, abi… HH: Pek de ayrılmış sayılmayız,        Ama, kış zorlu geçecek öte yandan… TA: Öyle görünüyor… HH: Oralara […]

Continue Reading

Tek Kollu Kahraman

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Tek Kollu Kahraman Kendi kendini doğuran adam, Hamurunu yoldaşıyla yoğuran, Kendini kendi elleriyle yürüttü. Ekmeğini, tuzunu bölüştürür, Kendi çocukluğunu, delikanlılığını Bölüştürür kendi düşlerini… Akşam rüzgârından yelek giyer, Kitap gibi bütünleştirir memleketi, Kalbini sabahyıldızına verdi. Kendini kaynatan karanfil şekeri, Tuttu kendini çocuklara verdi, Ağızda özgürlük gibi yayılan. Aşını, kuruşunu bölüştürdü, Bölüştürdü iki kolunu […]

Continue Reading

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ- Bugün Nusret Senem’i düşündüm

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Bugün Nusret Senem’i düşündüm Bugün Nusret Senem’i düşündüm, Bugün düşündüm, kendini düşünmeyeni, Düşünde, düşüncesinde eğilmeyeni. Düşmüş yollara gidiyor, gene nereye Gidiyor, ay bedir gider gibi, içinde gecenin, Atsız binicisi, binicisiz yağız atı evin. Ne götürüyor terkisinde, şahin olan Yürek, kimin feryadına hak yetiştirecek? Bugün, Hızır ile İlyas’ı düşündüm. Gömülü gerçeği kökünden söken, […]

Continue Reading

DOĞU TABLETLERİ- Kırk Dördüncü Tablet, AhmedÎ

DOĞU TABLETLERİ Kırk Dördüncü Tablet, AhmedÎ Ey denkbej! Söz mülkünün dengini çöz, Yüreğim han olsun yoldan gelene, Bu gece burada konaklasın. Gel şimdi, bizim Memi’den sual edelim, Helâl süt emmiş Mem’den. Soluklarımızın güllendiği yere gidelim, Bağdaş kurup oturalım gülşenine ateşin. O kara sevdalıdan haber verelim, Figândan söz edelim, Dicle’nin kızından. Zindanın Zin’i aşktır. Aşkın izi […]

Continue Reading

DOĞU TABLETLERİ- Yirmi İkinci Tablet, Bismil

DOĞU TABLETLERİ Yirmi İkinci Tablet, Bismil Değiyor sineme Maho’nun sesi, ay değiyor küpeme. Benim Mahom türkü söylüyor: Sesi küpeme Değip sallandırıyor yüreğimin yıldızını. Yüreğimse körpe. Oy oyy! Hade hadee! O yanım bere, bu yanım gezer Dicle dibinde, Dolan sen de kale bendinde, dolan aslanım. Oğlumuz da karnımın içinde, ha doğdu Ha doğacak. Altımdaki kara çul […]

Continue Reading

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Açık Tanık Konuşuyor

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Açık Tanık Konuşuyor İşte, karşınızdayım, kendi yüzümle, Kendi gözlerimle, kendi özümle. Anlatacağım size, tüzenin sesiyle, Nasıl taşa çalındı namus testisi halkın? “Telfag! Telalad! Tenayıh!” Tanığıyım bu terkibin, bu tertibin, Gafletin, dalaletin ve hıyanetin. Apaçık tanığıyım ben, büyük cinayetin. Kanıtlayacağım size, parmak izleriyle, Nasıl saldırdılar göğün direğine? Kimdi onlar? Düşman buyruğu alanlar: Tepegöz […]

Continue Reading

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ- Herkes İş Başına

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Herkes İş Başına Yere basan ayağa iş yoksa, Kavrayan ele, konuşan dile, Çaresiz babaya, çileli anaya iş yoksa, İş yoksa nişanlıya, yeni evliye, İş yoksa mavi tuluma, beyaz önlüğe, İş düşüyor sıkılan dişe, düşünen başa, Isırılan yumruğa iş düşüyor. İşten atıldıysa Aydın’ın inciri, Tosya’nın pirinci pazardan kovulduysa, Pusuya düşürüldüyse Konya Ovası, Yatağında […]

Continue Reading

Kuddusi Okkır’ın Son Sözleri

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Kuddusi Okkır’ın Son Sözleri Adım Kuddusi. İyi bakın gözlerime, Tanıyabildiniz mi acaba beni? Sanmıyorum can sağken tanıdığınızı, Cesedimi teşhis ediyorsunuzdur, şimdi. Hayat iki çukurun içinden bakar, Bakıyorum gözlerinize, sizin gözlerinizle. Yapışmışım ellerinize, sizin ellerinizle, Bırakmam yakanızı, kıyamete kadar. Attınız beni köpeklerinizin önüne, Bulamazlardı benden semizini. Avlattınız beni hain avcılarınıza, Yaramdaki yıldızı görüyorsunuzdur, […]

Continue Reading

Komutanın Ölümü

  ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Komutanın ölümü Komutan öldü. Tuğrul kuşu gökte öldü. Beşikte bebek irkildi, onu sordu, Yirmi iki asırlık han berkildi, yolu sordu. Bu dert beni yedi, dert milleti yedi… Yetmiş vaşak tam on yedi yıl yürek yedi. Suikast! Ey ulus, suikast! Oğlunun öcünü almayacak mısın? Eğiliyorum önünde yüceliğinin, bilgeliğinin, Hunhardan hesap sormayacak mısın? […]

Continue Reading

Hukuklu İlhan’a Mektup

ZOR GÜNLERİN ŞİİRLERİ Hukuklu İlhan’a Mektup Değerli kardeşim Hukuklu İlhan, Sana bu mektubu yazıyorum Aydınlık’tan. Hatırlayamazsın beni belki, Belki de anımsarsın az buçuk, Hani şu, Keloğlan gibi ağlayıp, Erzurumlu Emrah gibi gülen çocuk.** Çok çalışıp hukuku bitirdin sen, Yüksek görev üstlendin örgütümüz adına, Tanıtıyorsun hukuku, hukuksuzlara. Son sınıftan bıraktım okulu ben, Kendimi şiire verdim, örgütün […]

Continue Reading